Aylık Arşiv: Ocak 2009

Motivasyona hayır!

Aşağıdaki yazı çok hoşuma gitti ve fikirlerimle de örtüştüğünden sizlerle paylaşmak istedim :

http://www.yenibir.com/CareerSupport/DisplayArticle.aspx?VID=3251&Archive=1

Motivasyona hayır!
Mine KILIÇ

Dünyanın en çok satan iş kitaplarının yazarı Jim Collins, ‘İyiden Mükemmel
Şirkete’ adlı kitabında bin 500 şirket arasından bulunan 11 mükemmel
şirketin ve liderlerinin özelliklerini anlatır. Collins’in kitabıyla ilgili
olarak Hürriyet İK’da birkaç yazı yazdım. Kitapta dikkatimi çeken
‘motivasyon’ konusunu ise Yenibir.com’a sakladım.

Collins kitabında, şirketlerde yapılan ‘motivasyon’ uygulamalarının
gereksiz ve anlamsız olduğunu söylüyordu. Çünkü mükemmel şirketlerin
hiçbirinde çalışanları motive etmek için eğitimler, toplantılar, özel
projeler, yüklü ücret paketi uygulamaları yoktu.

Collins’in ‘bilimsel’ sonuçlarıyla benim ‘gözlemsel’ fikirlerim birbirini
tuttuğu için bu yazıyı yazma gereği doğdu. Çünkü ‘ben motivasyona
inanmıyorum’. Takım çalışmasına da inanmıyorum ama o ayrı bir yazı konusu.
Çünkü üzerine bir yazının ötesinde kitap yazılacak kadar önemli bir konu.

* Motivasyona inanmıyorum

Motivasyona inanmıyorum, çünkü içinde üretme arzusu olan, sevdiği ve
inandığı işi yapan hiç kimsenin motivasyona ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum.
Nasıl bir insana ‘zorla aşık olamazsanız’, bu içinizden gelen bir
duyguysa, çalışmak ve üretmek de aynısıdır. İnsanı motive eden şey içinde
var olan üretme arzusudur. İçinde üretme arzusu olmayan amaçsız insan da
filozof Ayn Rand’ın da söylediği gibi “En sefil insandır”.

Motivasyona ihtiyacı olanlar, kendisine uygun olmayan bir işi yapan ya da
yapmak zorunda kalan kişilerdir. Ancak onlara ne yaparsanız yapın yine de
motive olmayacaklardır. Çünkü temel baştan yanlış atılmıştır. Bozuk temele
sağlam bina yapamazsınız.

* ‘Mutsuzluk virüsü’ taşıyan mesihler

Bunlar dışında bir de hangi işi yaparsa yapsın şikayet etmek, bahane
üretmek zorunda olanlar vardır. Hak etmediği şeyleri elde etmek için
sürekli ricacı olurlar, merhamet dilenirler, bedavadan yaşamak isterler.
Üretimine katkıda bulunmadıkları şeyleri paylaşmak isterler.
Paylaşmayanları bencillikle ve aç gözlülükle suçlarlar. İnsanların içindeki
iyiliği sömürmek üzere yaşayan sülüklerdir onlar.

Bu arkadaşlar ‘mutsuzlukla mutlu olan’, hayata dair hiçbir olumlu düşünce
üretemeyen, ‘mutsuzluk virüsünü’ aleme yayan mesihlerdir. İşin garibi
bunlar virüs yaymada son derece başarılıdır. Çünkü insan beyni iyiyi değil
kötüyü tercih etmeye programlanmıştır.

* Kötü para iyi parayı kovar

İktisat okuyanlar Gresham Kanunu’nu bilir. Gresham, “kötü para iyi parayı
kovar” der. Sir Thomas Gresham, İngiltere’de I. Elizabeth döneminde
(1500’lü yıllar) kraliçenin mali danışmanlığını yapmıştır. Ekonomide, altın
ve gümüş paralar dolaşımdayken, gümüş paranın (kötü para), altın parayı
(iyi para) dolaşımdan çıkarması üzerine bu kanunu ortaya atmıştır. Daha
teknik anlatımla; “Nispi nominal değeri aynı, külçe değerleri farklı iki
madeni paradan, külçe değeri yüksek olan dolaşımdan çekilir”.

Bu kanun yalnızca ekonomi için değil, tüm hayatımız için geçerlidir.
‘Mutsuzluk virüsünü’ yayanların bu derece başarılı olmasının, patronların,
yöneticilerin insan kaynakları çalışanlarının motive edeceğim diye
cebelleşmesinin nedeni de bu kanundur.

Çevrenizdeki başarılı insanları, özellikle de girişimcileri gözlemleyecek
olursanız hiçbirinin ‘keşke biri beni motive etse’ diye gezinmediklerini,
zaten ‘içsel motive’ olduklarını görürsünüz.

Dünyayı bugünlere getiren yaratıcı, üretici ve kendilerine yönelik tüm
‘demotive faaliyetlere rağmen’ yılmayan insanlara bakın. Hangi birinin
motivasyon gibi bir derdi vardı. Aksine amaçlarının peşinden giderken
toplumdan dışlandılar, baskı ve işkence gördüler, hatta öldürüldüler.

* ‘En değerli varlık insan’ şarkısı

Collins’in kitabına göre mükemmel liderlerin en önemli özelliklerinden biri
şu: “Değişimi yönetmek, çalışanları motive etmek, elemanların şirkete
bağlılığını sağlamak gibi şeylerle pek ilgilenmezler.”

Türkiye’de ve dünyada iş dünyası korosunun söylediği “En değerli varlığımız
insandır” şarkısı onların repertuvarında bulunmuyor. Çünkü işe başladıkları
zaman önce ‘temizlik’ yapıyorlar. Otobüsten yanlış insanları indirip, doğru
insanları bindiriyorlar ve onları doğru koltuğa oturtuyorlar. Ondan sonra
otobüsü nereye süreceklerine karar veriyorlar. Sonra da “En değerli
varlığımız doğru insanlardır” şarkısını söylüyorlar.

Mükemmel liderler ‘mutsuzluk virüsünü’ hayatlarına asla sokmuyorlar.
Güçlükleri aşacaklarına dair sonsuz inanç besliyorlar. İşte her yaşta, her
meslekte insanda olması gereken özellik, “yapamayacağına değil, yapacağına
inanmak”.

* Para mutluluk getirir mi?

Peki, motivasyon konusunda en büyük tartışma konularından biri olan ‘para’
gerçekten motive ediyor mu? Collins’in araştırmasında ücret paketleriyle,
şirketin iyiden mükemmele dönüşmesi arasında sistematik bir bağlantı
bulunmamış. Hatta mükemmel şirketlere en yakın performans gösteren
şirketlerle yapılan karşılaştırmada, mükemmel şirketlerdeki yöneticilerin
diğerlerinden daha düşük ücret aldığı ortaya çıkmış.

Paranın ‘ne zaman’ motive edebileceği konusunda ise şu sonuç ortaya çıkmış:
“Ücret sisteminin amacı yanlış insanların doğru davranmalarını sağlamak
değil, öncelikle doğru insanları şirkete kazandırmak, sonra da onları
kaybetmemek.” Yani yanlış yerde olan insanlara para verseniz de motive
edemezsiniz.

* Yönetiyorsan motive edersin

Collins’e göre başarılı insanları motive etmenin tek yolu ise
‘başarısızları onların sırtına yüklememek’. Çünkü yanlış insanlar, doğru
insanların şirketten ayrılmasına neden oluyor. Eğer bir şirkette
‘çalışanlar yönetiliyorsa’ bunun anlamı ‘çalışanların gereksiz motivasyon
harcamalarına ihtiyacı olduğu’.

Collins, “Bir elemanınızı yönetmek ihtiyacı hissettiğiniz an, onu işe
alırken yanlışlık yapmışsınız demektir. En iyileri yönetmeye gerek yoktur”
diyor. Yani ‘yöneticiliği’ değil ‘liderliği’ yüceltiyor. Yönetmeyi değil,
yönlendirmeyi, öğretmeyi ve yol göstermeyi tavsiye ediyor.

Doğru yerlerde doğru insanların çalıştığı şirketlerde yöneticilerin
kendilerine sorması gereken sorunun ‘nasıl motive ederiz’ değil, ‘nasıl
demotive etmeyiz’ olduğunu söylüyor. Amacı ‘üretmek’ olan insanları alıp,
önlerine her türlü engeli çıkarmak, enerjilerini içlerine hapsettirmek
amacı kar etmek olan hiçbir ‘akıllı’ şirket için rasyonel bir düşünce tarzı
olmamalı.

mkilic@yenibir.com

linux shell de dosya saymaca

linux shell de bir klasör altında kaç dosya olduğunu saymak için önce istediğiniz klasöre cd komutu ile girin sonra da :

find . -type f | wc -l