Bilinmeyen Numaralar Servisleri
“118 80″ reklamını ve buna cevap “118 18″ reklamını izlemişsinizdir.
118 80 reklamında yaratılmak istenen intiba bu numaranın 118′in yeni ulaşım numarası olduğu. Oysa gerçek bu değil. Bu numara 118′in yeni numarası filan değil, bambaşka bir bilinmeyen numaralar servisi.
Başka bilinmeyen numaralar servisleri de var.
Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu yani BTK bilinmeyen numaralar servisi vermek üzere 6 şirket yetkilendirmiş. Bunlar :
Telekomünikasyon Hizmetleri Ticaret A.Ş. :118 80, 118 10, 118 44
Doğan İletişim Elektronik Servis Hizmetleri ve Yayıncılık A.Ş. :118 38
Eretek Bilgisayar Hizmetleri Sanayii Dış Tic. A.Ş.: 118 88
Mega Uluslararası Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.:118 81
TTNET A.Ş.:118 18, 118 20
Türknetcell Telekomünikasyon San. ve Tic. Ltd. Şti.:118 58
Türk Telekom ise servisini 118 11′den sürdürüyor.
Çin Burcum Metal Maymun :)
Çin Astrolojisine Göre Maymun Burcu, Çin Astrolojisine Göre Maymun Burcu Özellikleri
Zeki, uyumlu, hilebazlığa yatkın, becerikli ve açıkgöz, büyüleyici.
Kişiliği
Bu kişilerin en dikkat çekici özellikleri etkileyici cazibeleridir. Hemen hemen herkes tarafından sevilirler. İlk bakışta bunların etkisinde kalmayanlar bile sonunda pes etmeye mahkumdur. Bu durum özellikle, erkek veya kadın Maymun yılında doğan kişi tarafından baştan çıkartılan kişi için doğrudur. Hemen hemen hepsinde büyüleyici bir güç vardır. Biraz gayret sarfetseler kuşları ağaç dallarından aşağı indirebilirler. Maymun yılında doğanlar herkesten daha fazla nüktedandırlar.
Hazırcevaplıkları da gelişmiştir. Bunlarda doğuştan gelen orijinal (özgün) fikirler ve yaratma kabiliyeti vardır. Çok çabuk öğrenirler ve bazen çok şeytanca davranışları olabilir. Gerçeği kolayca saptırırlar ve istedikleri hedefe ulaşmak için bu niyetlerini kullanarak başarı sağlarlar. Bu durum onların olumsuz yanları sayılabilir. İçlerinden çok usta ve zeki dolandırıcılar çıkabilir. Yine de çoğunlukla başkaları üzerindeki büyüleyici etkilerini aldatmak yerine tercih ettikleri görülür.
Duygusal Yaşamları
Bu kişi hemen herkesle iyi geçinir. Fakat uzun süre beraberlik kuracağı insanı bulmakta zorluk çekerler. Buradaki sorun şudur. Bunlar karşılarındaki insana daha çok sıcaklık ve sevgi sunarlar. Beraber olduğu kişi, erkek veya kadın farketmez, kendisinden esirgenen ilgi ve alakayı dışarıya gösteriyor hissine kapılır. Yine de bir ilişki kurulduğunda normal bir maymun yılı doğumlu kişisi mükemmel bir eş olur. Maymun yılında doğanlar ile en az uyum sağlayacak kişiler Kaplan yılında doğanlardır. Çünkü Maymun yılında doğanlara hilebaz gözüyle bakarlar. Maymun yılında doğanlar birbirlerinin eksikliklerini tamamladıkları takdirde birbirleriyle uyum sağlayabilirler.
Maymun Yılında Elementler
Tüm elementlerin kutupsallığı (+) dır.
· Metal – Maymun: Maymun yılında doğanlar arasında en savaşçı olanıdır. Para kazanmasını bilir ve bu konuda hüner sahibidir. Bu kişiler başkalarından emir almayı kolaylıkla sindiremezler.
Türkiye İl Trafik Plaka Kodları
| Adana | 01 | Giresun | 28 | Samsun | 55 |
| Adıyaman | 02 | Gümüşhane | 29 | Siirt | 56 |
| Afyon | 03 | Hakkari | 30 | Sinop | 57 |
| Ağrı | 04 | Hatay | 31 | Sivas | 58 |
| Amasya | 05 | Isparta | 32 | Tekirdağ | 59 |
| Ankara | 06 | İçel | 33 | Tokat | 60 |
| Antalya | 07 | İstanbul | 34 | Trabzon | 61 |
| Artvin | 08 | İzmir | 35 | Tunceli | 62 |
| Aydın | 09 | Kars | 36 | Şanlıurfa | 63 |
| Balıkesir | 10 | Kastamonu | 37 | Uşak | 64 |
| Bilecik | 11 | Kayseri | 38 | Van | 65 |
| Bingöl | 12 | Kırklareli | 39 | Yozgat | 66 |
| Bitlis | 13 | Kırşehir | 40 | Zonguldak | 67 |
| Bolu | 14 | Kocaeli | 41 | Aksaray | 68 |
| Burdur | 15 | Konya | 42 | Bayburt | 69 |
| Bursa | 16 | Kütahya | 43 | Karaman | 70 |
| Çanakkale | 17 | Malatya | 44 | Kırıkkale | 71 |
| Çankırı | 18 | Manisa | 45 | Batman | 72 |
| Çorum | 19 | K.Maraş | 46 | Şırnak | 73 |
| Denizli | 20 | Mardin | 47 | Bartın | 74 |
| Diyarbakır | 21 | Muğla | 48 | Ardahan | 75 |
| Edirne | 22 | Muş | 49 | Iğdır | 76 |
| Elazığ | 23 | Nevşehir | 50 | Yalova | 77 |
| Erzincan | 24 | Niğde | 51 | Karabük | 78 |
| Erzurum | 25 | Ordu | 52 | Kilis | 79 |
| Eskişehir | 26 | Rize | 53 | Osmaniye | 80 |
| Gaziantep | 27 | Sakarya | 54 | Düzce | 81 |
Kaynak : www.trafikkurallari.com
Sigarayı Bıraktıkdan Sonra Zaman içinde Neler Oluyor
Sigarayı bıraktıktan sonra vücutta meydana gelen değişiklikler ;
20 dakika sonra
kan basıncı ve nabız normale döner, el ve ayak dolaşımı düzelir.
8 saat sonra
kan oksijen düzeyi normale döner, kalp krizi geçirme riski azalır.
24 saat sonra
vücut karbonmonksitten arınır.
48 saat sonra
kan nikotin düzeyi azalır,tat ve koku duyusu artar, peptik ülserli hastaların tedaviye verdikleri cevap artar.
72 saat sonra
hava yollarının gevşemesi sonucu nefes alıp verme rahatlar, solunum yolları fonksiyon görmeye başladığı için sekresyon miktarı artar, hava yolları kendi kendini temizlemeye çalışır. Enerji düzeyi artar.
2-12 hafta sonra
tüm vücuttaki dolaşım düzelir, solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riski azalır, yürürken yorulma ve tıkanma daha az görülür.
3-9 ay sonra
öksürük, kısa aralıklarla nefes alıp verme ve wheezing (hırıltılı yada ıslık sesli soluk alıp verme) gibi solunum yolu problemleri düzelir, akciğer fonksiyonları % 5-10 oranında artar.
12 ay sonra
koroner kalp hastalığı riski yarı yarıya azalır.
12-36 ay sonra
mesane kanseri riski %50 azalır.
5 yıl sonra
kalp krizi geçirme riski hiç içmemiş olanlar kadar olmasa da %50 oranında azalır, yemek borusu ve ağız boşluğu kanserleri riski % 50 azalır.
10-15 yıl sonra
kalp krizi geçirme riski tamamen ortadan kalkar ve içmeyenlerle aynı seviyeye iner, akciğer kanseri riski sigara içenlere göre % 50 azalır.
Buradan da anladığım ve bizaat hissetttiğim kadarı ile fiziksel olarak en zor kısım ilk 72 saat sonrası psikolojik delilik
Sigarayı Bıraktım
Neden nasıl kısmı uzun hikaye kimseyi de kandırmak gerekmiyor. Sadece artık yaşamak ve bana zarar veren şeyleri bırakıyorum. Ahanda liste :
- Sigara : 17 Ağustos 2009 22:00 da Yeniköy Nero da Melih Arda YALÇINER ile otururken son zehir dalı içildi
- Coca Cola : 17 Ağustos 2009, Sigaradan daha önceki saatlerde sanırım öğleden sonra 14-15 suları son zehir kupası fondip yapıldı.
- …
- evet sanırım public olarak sadece bu kadarını paylaşıcam gerisi personal namı diğer şahsi
windows dan ubuntuya
Evet artık microsoft dan kurtulmak adına makinama ubuntu 9.04 (jaunty) kurdum. Bir çok zorluk yaşadım ve dude olmasa idi bu zorlukları zor atlatırdım
Laptopum 64 bit intel Centrino 2 işlemcili 4 GB ram li ve 1 GB ekran kartı olan tatlı bir monster
evet monster diye bir marka var. Kadıköyde bir Türk bilgisayar firması parçaları yurt dışından getirip topluyorlar. Bu konfigürasyonda kaliteli ve ünlü bir marka almaya kalksa idim en az iki katı öderdim
Şimdi uygulama uygulama yaşadıklarımı özetlemek istiyorum:
Skype
bu güzel iletişim programı tüm platformları desteklediğini iddia ederken artık normal hale gelmiş olan 64 bit makinalar için linux desteği yok denebilir. Çakma bir versiyonu ubuntu forumlarında bulunabilir. Rhythmbox ile birlikte çalışmaz.
Winamp
wine gibi bir emulatör ile kuranlar olduğunu duydum ama şu ana kadar Rhythmbox, Amarok, Exaile kullandım ama en son olarak Songbird de kaldım
Live Messenger
halk arasında msn dediğimiz bu şirin şey yine linux da çalışmıyor. bunun yerine pidgin vb. birden fazla “instant messaging” protokolünü destekleyen “aynı anda tek program içinde msn, gtalk, aim ..vb. hesaplarınızı bağlayarak kullanabileceğiniz programcık” lardan birini kurabilirsiniz. Pidgin biraz sorunlu belki o da 64 bit kurbanıdır
Office
Microsoft Office hali ile linux üzerinde çalışmıyor. Yine wine ile atılabilecek taklalar mevcut
Lakin alternatifi olan OpenOffice.org da birkaç word belgesi denememde dökümanların şaftını dağıtarak tüm hevesimi kaçırdı
Word belgelerini PDF formatına çeviren online siteler veya programlar mevcut lakin şu ana kadar çok kapsamlı aramamak ile birlikte ücretsiz ve iyi çalışan bişi bulamadım. Ücretsiz tanımına email adresiniz ile üyelik istenmemesi dahildir
VMWare
Sanal makina çalıştırabileceğiniz bu program paralı ve kırmadan kullanmak gerektiği için
linux altında çok güzel bir alternatifini kullanmak sizi bu dertlerden kurtaracaktır. VirtualBox bu güzel sanal makina koşturucunun formatı VMWare default formatından farklı da olsa mevcut VMWare makinalarınızı bu formata çevirmek için çeviriciler mevcut.
Yedekleme
Bu konu ile ilgili çok güzel çözümler olduğunu duydum ama windows kullanırken de klasör kopyalamak benim için en güzel yedekleme idi
bakalım bu konuda da yaşayacağım maceralar olur ise güzel bir makale çıkabilir
Şimdilik ilk denememde ubuntu 9.04 henüz beta idi ve üzerinde çok fazla yükle/kaldır , deneme/yanılma/yanılmama yaparak sistemi şişirdim. Bu arada belki linux da şişmek diye bişi yoktur da benim windows dan kalma korkularımdan böyle zan etmiş olabilirim
Masaüstü
Linux masaüstünde compiz diye bişi var allah sizi inandırsın feci atraksiyonlu
ilk bir hafta pencereler arası gezmeler masaüstüne takla attırmalar falan çok keyifli oluyor ama bir süre sonra insanoğlu buna da alışıp “e tamam artık atraksiyonlarla zaman harcamadan işe bakalım” deyip hepsini kapatabiliyor
Fontlar
Linux da windows fontları default olarak yok. Hatta bunlar lisanslı fontlar olduğu için illegal yöntemler ile yüklemeniz gerekebiliyor
ama Mevcut fontlar da gayet tatlı
Putty, SecureCRT
İlk kez geçecek ve windows üzerinde putty ile taklalar atmış bir dünya dedicated makinaya bağlantı kaydetmiş hatta SecureCRT gibi paralı olanından almış arkadaşlara gülüyorum sadece ![]()
Linux bu kardeşim shell zaten elinde
haa sys admin olup bu programları köküne kadar sömüren arkadaşlara şapka çıkartıp o kadar karıştırmadım baba deyip geçiyorum
Internet Explorer
Yok kardeşim öle bişi. Wine ile kasabilirsiniz ama çok stabil gelmedi bana bu takla. Onun yerine VirtualBox içine atın bir windows kullanın IE nizi. Tamam herkes de 4GB ram olmayabilir dimi
Zend
Zend de artık Eclipse altına geçtiğine ve eclipse de linux da çalıştığına göre nema problema.
Geany
Zend, Eclipse, NetBeans hiçbirini tanımam artık kardeşim. “Code Insight” proje bazında otomatik tamamlama diye özetleyebileceğim bu olay yüzünden kastıra kastıra bi hal ettiler beni. Hele linux altında NetBeans in şaftı bir kayık geldi sormayın. Geany gayet sade, güzel plugin leri ile bir çok sorununuzu çözebilecek tatlı, şirin vede böle sevgi kumkuması bişi ya. Bırakın şu kasıntıları, walla gelin Geany e
Aklıma gelmeyen Diğer
VirtualBox içerisinde 3 sanal makinam mevcut. Üçü de windows XP ama birinde IE6, birinde IE7 ve birinde IE8 olarak kullanıyorum
Web development yapınca gerekebiliyor. Sanal makinalardan birinde tabi ki IE7 olan windows zorunlu ve iş gereği program müsvettelerini de attım, gerektikçe kullanıp kaçıyorum.
Efenim şimdilik bu kadar kalın sağlıcakla
Sokrates’in Savunması
Bu akşam Alkım kitabevinden kitap alma çılgınlığı yaşadım
böyle bu hafta içerisinde kitaba yatırımım 400 YTL civarına ulaştı. Kendimi tutmasa idim bu rakam çok da yukarılara çıkabilirdi. İşin enteresan yanı bu kitapların çoğunu belki hepsini online olarak içerdikleri bilgileri google vasıtası ile bulabilecek olmam. Lakin bu konuda biraz eski kafalıyım; kitabı fiziksel olarak elimde tutmak sayfalarını ellerimle çevirmek ekrandan okumakdan çok daha fazla zevk veriyor
Gelelim “Sokrates’in Savunmasına” : felsefe bilgim sabahlara kadar yaptığım sohbet ve muhabbetlerden okuduğum birkaç kitapdan öte olmayan ben, Sokrates’in sadece bir felsefeci olduğunu bilerek, hayatını bilmeyerek, eserlerini de hiç okumamış olarak kendimi Sokrates kitapları karşısında buluverdim. Minicik fıçıcık içi dolu turşucuk tadında kitaplar birer lokma görününce, 3 kitabı sepete “fizksel olarak sepete” atıverdim
Sokrates kendini çok güzel savunmuş, zamanı da düşünerek çok zeki bir adam olduğu aşikar. Savunma şekli güzel, yaklaşımları kusursuz denebilecek seviyede. Lakin değinmeden edemeyeceğim nokta; artık yazılara pek kaptıramamam ve kitabı biraz da onu suçlayanlar gözüyle okumaya çalışmam sayesinde açıkları olduğunu gördüm, lakin bu açıklar ile kendisine verilebilecek ceza ölüm olamaz, oldurulamaz.
Her düşünür, insanlık ve kendi için acı çeken gibi iyiliklerinin karşılığında ölümle ödüllendirilmiş güzel bir insan diyebilirim… şimdilik… diğer kitaplarıda okuyabilir isem eğer onlarla ilgili de ufak tefek yorumlarım olacak… inşallah …
Motivasyona hayır!
Aşağıdaki yazı çok hoşuma gitti ve fikirlerimle de örtüştüğünden sizlerle paylaşmak istedim :
http://www.yenibir.com/CareerSupport/DisplayArticle.aspx?VID=3251&Archive=1
Motivasyona hayır!
Mine KILIÇ
Dünyanın en çok satan iş kitaplarının yazarı Jim Collins, ‘İyiden Mükemmel
Şirkete’ adlı kitabında bin 500 şirket arasından bulunan 11 mükemmel
şirketin ve liderlerinin özelliklerini anlatır. Collins’in kitabıyla ilgili
olarak Hürriyet İK’da birkaç yazı yazdım. Kitapta dikkatimi çeken
‘motivasyon’ konusunu ise Yenibir.com’a sakladım.
Collins kitabında, şirketlerde yapılan ‘motivasyon’ uygulamalarının
gereksiz ve anlamsız olduğunu söylüyordu. Çünkü mükemmel şirketlerin
hiçbirinde çalışanları motive etmek için eğitimler, toplantılar, özel
projeler, yüklü ücret paketi uygulamaları yoktu.
Collins’in ‘bilimsel’ sonuçlarıyla benim ‘gözlemsel’ fikirlerim birbirini
tuttuğu için bu yazıyı yazma gereği doğdu. Çünkü ‘ben motivasyona
inanmıyorum’. Takım çalışmasına da inanmıyorum ama o ayrı bir yazı konusu.
Çünkü üzerine bir yazının ötesinde kitap yazılacak kadar önemli bir konu.
* Motivasyona inanmıyorum
Motivasyona inanmıyorum, çünkü içinde üretme arzusu olan, sevdiği ve
inandığı işi yapan hiç kimsenin motivasyona ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum.
Nasıl bir insana ‘zorla aşık olamazsanız’, bu içinizden gelen bir
duyguysa, çalışmak ve üretmek de aynısıdır. İnsanı motive eden şey içinde
var olan üretme arzusudur. İçinde üretme arzusu olmayan amaçsız insan da
filozof Ayn Rand’ın da söylediği gibi “En sefil insandır”.
Motivasyona ihtiyacı olanlar, kendisine uygun olmayan bir işi yapan ya da
yapmak zorunda kalan kişilerdir. Ancak onlara ne yaparsanız yapın yine de
motive olmayacaklardır. Çünkü temel baştan yanlış atılmıştır. Bozuk temele
sağlam bina yapamazsınız.
* ‘Mutsuzluk virüsü’ taşıyan mesihler
Bunlar dışında bir de hangi işi yaparsa yapsın şikayet etmek, bahane
üretmek zorunda olanlar vardır. Hak etmediği şeyleri elde etmek için
sürekli ricacı olurlar, merhamet dilenirler, bedavadan yaşamak isterler.
Üretimine katkıda bulunmadıkları şeyleri paylaşmak isterler.
Paylaşmayanları bencillikle ve aç gözlülükle suçlarlar. İnsanların içindeki
iyiliği sömürmek üzere yaşayan sülüklerdir onlar.
Bu arkadaşlar ‘mutsuzlukla mutlu olan’, hayata dair hiçbir olumlu düşünce
üretemeyen, ‘mutsuzluk virüsünü’ aleme yayan mesihlerdir. İşin garibi
bunlar virüs yaymada son derece başarılıdır. Çünkü insan beyni iyiyi değil
kötüyü tercih etmeye programlanmıştır.
* Kötü para iyi parayı kovar
İktisat okuyanlar Gresham Kanunu’nu bilir. Gresham, “kötü para iyi parayı
kovar” der. Sir Thomas Gresham, İngiltere’de I. Elizabeth döneminde
(1500’lü yıllar) kraliçenin mali danışmanlığını yapmıştır. Ekonomide, altın
ve gümüş paralar dolaşımdayken, gümüş paranın (kötü para), altın parayı
(iyi para) dolaşımdan çıkarması üzerine bu kanunu ortaya atmıştır. Daha
teknik anlatımla; “Nispi nominal değeri aynı, külçe değerleri farklı iki
madeni paradan, külçe değeri yüksek olan dolaşımdan çekilir”.
Bu kanun yalnızca ekonomi için değil, tüm hayatımız için geçerlidir.
‘Mutsuzluk virüsünü’ yayanların bu derece başarılı olmasının, patronların,
yöneticilerin insan kaynakları çalışanlarının motive edeceğim diye
cebelleşmesinin nedeni de bu kanundur.
Çevrenizdeki başarılı insanları, özellikle de girişimcileri gözlemleyecek
olursanız hiçbirinin ‘keşke biri beni motive etse’ diye gezinmediklerini,
zaten ‘içsel motive’ olduklarını görürsünüz.
Dünyayı bugünlere getiren yaratıcı, üretici ve kendilerine yönelik tüm
‘demotive faaliyetlere rağmen’ yılmayan insanlara bakın. Hangi birinin
motivasyon gibi bir derdi vardı. Aksine amaçlarının peşinden giderken
toplumdan dışlandılar, baskı ve işkence gördüler, hatta öldürüldüler.
* ‘En değerli varlık insan’ şarkısı
Collins’in kitabına göre mükemmel liderlerin en önemli özelliklerinden biri
şu: “Değişimi yönetmek, çalışanları motive etmek, elemanların şirkete
bağlılığını sağlamak gibi şeylerle pek ilgilenmezler.”
Türkiye’de ve dünyada iş dünyası korosunun söylediği “En değerli varlığımız
insandır” şarkısı onların repertuvarında bulunmuyor. Çünkü işe başladıkları
zaman önce ‘temizlik’ yapıyorlar. Otobüsten yanlış insanları indirip, doğru
insanları bindiriyorlar ve onları doğru koltuğa oturtuyorlar. Ondan sonra
otobüsü nereye süreceklerine karar veriyorlar. Sonra da “En değerli
varlığımız doğru insanlardır” şarkısını söylüyorlar.
Mükemmel liderler ‘mutsuzluk virüsünü’ hayatlarına asla sokmuyorlar.
Güçlükleri aşacaklarına dair sonsuz inanç besliyorlar. İşte her yaşta, her
meslekte insanda olması gereken özellik, “yapamayacağına değil, yapacağına
inanmak”.
* Para mutluluk getirir mi?
Peki, motivasyon konusunda en büyük tartışma konularından biri olan ‘para’
gerçekten motive ediyor mu? Collins’in araştırmasında ücret paketleriyle,
şirketin iyiden mükemmele dönüşmesi arasında sistematik bir bağlantı
bulunmamış. Hatta mükemmel şirketlere en yakın performans gösteren
şirketlerle yapılan karşılaştırmada, mükemmel şirketlerdeki yöneticilerin
diğerlerinden daha düşük ücret aldığı ortaya çıkmış.
Paranın ‘ne zaman’ motive edebileceği konusunda ise şu sonuç ortaya çıkmış:
“Ücret sisteminin amacı yanlış insanların doğru davranmalarını sağlamak
değil, öncelikle doğru insanları şirkete kazandırmak, sonra da onları
kaybetmemek.” Yani yanlış yerde olan insanlara para verseniz de motive
edemezsiniz.
* Yönetiyorsan motive edersin
Collins’e göre başarılı insanları motive etmenin tek yolu ise
‘başarısızları onların sırtına yüklememek’. Çünkü yanlış insanlar, doğru
insanların şirketten ayrılmasına neden oluyor. Eğer bir şirkette
‘çalışanlar yönetiliyorsa’ bunun anlamı ‘çalışanların gereksiz motivasyon
harcamalarına ihtiyacı olduğu’.
Collins, “Bir elemanınızı yönetmek ihtiyacı hissettiğiniz an, onu işe
alırken yanlışlık yapmışsınız demektir. En iyileri yönetmeye gerek yoktur”
diyor. Yani ‘yöneticiliği’ değil ‘liderliği’ yüceltiyor. Yönetmeyi değil,
yönlendirmeyi, öğretmeyi ve yol göstermeyi tavsiye ediyor.
Doğru yerlerde doğru insanların çalıştığı şirketlerde yöneticilerin
kendilerine sorması gereken sorunun ‘nasıl motive ederiz’ değil, ‘nasıl
demotive etmeyiz’ olduğunu söylüyor. Amacı ‘üretmek’ olan insanları alıp,
önlerine her türlü engeli çıkarmak, enerjilerini içlerine hapsettirmek
amacı kar etmek olan hiçbir ‘akıllı’ şirket için rasyonel bir düşünce tarzı
olmamalı.
mkilic@yenibir.com
